|
 |
MAKALELER |
 |
Özürlü çocuğunuz nedeniyle az vergi vereceksiniz
Ali Bey, doğuştan özürlü ve yatalak olan bir oğlum var. Bakımını annesi yapıyor ama masraflı ve zor bir iş. Allah kimsenin başına vermesin. Duyduğum kadarıyla oğlum nedeniyle birtakım ekonomik getirileri sosyal sigortalar karşılıyormuş. Öte yandan ücretimden de vergi kesilmemesi gerekiyormuş ama bunu işyeri muhasebecisine anlatamıyorum. Zeki Tapul
Beyefendi, işiniz gerçekten zor ama yine de sizin evladınız, size sabırlar diliyorum. Gelir Vergisi Kanunu gereğince ve kanuni tabiriyle sakatların aylık kazançlardan bir miktarı vergi dışı bırakılmaktadır ki bu rakamlar her yıl değişmektedir. 2007 yılı rakamlarına göre,
- Birinci derece sakatlar için aylık 570.-YTL,
- İkinci derece sakatlar için aylık 280.-YTL,
- Üçüncü derece sakatlar aylık için 140.-YTL. kazanç vergiden istisna edilmekte yani vergi alınmamaktadır. Basitçe hesaplarsak, yüzde 15 gelir vergisi oranıyla, birinci dereceler için aylık 85,5, ikinci dereceler için 42, üçüncü dereceler için 21 YTL. her ay daha az vergi alınacak demektir. Bu arada, çalışma gücünün yüzde 80’inden fazlasını (80 dahil) kaybeden birinci derece, yüzde 60’ından fazlasını (60 dahil) kaybeden ikinci derece, yüzde 40’ından fazlasını (40 dahil) kaybeden üçüncü derece sakat sayılır. Öte yandan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 31’inci maddesine göre, mesleki faaliyet icra eden veya basit usulde vergilendirilenlerden tüccar ve ücretli durumuna girmeksizin yapılan imalat, tamirat ve küçük sanat işleriyle uğraşan özürlülerin gelir vergisi matrahına esas kazançlarına, yukarıda belirttiğimiz rakamlar yıllık olarak uygulanır. İster işçi olsun ister mesleki faaliyet bu Kanunun 31’inci maddesinin 2 numaralı bendinde yer alan esaslara göre hesaplanan yıllık indirim uygulanır. İşte bu indirim, sadece çalışanlara değil, bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı ve ücret geliri elde edenler için de uygulanır. Yani çocuğunuz nedeniyle ücretinizden daha az vergi alınacak. Bu vergi indiriminden faydalanabilmeniz için ise defterdarlıklar veya vergi dairesi başkanlıklarına, işyerinde çalıştığına dair işveren tarafından verilen hizmet belgesi, SSK aylık prim hizmet belgesi, nüfus cüzdan fotokopisi, sağlık kurulu raporu, 3 adet fotoğraf, çocuğunuza bakmakla yükümlü olduğunuza dair yazı veya sağlık karnesi fotokopisini ekleyeceğiniz bir dilekçe ile müracaat etmeniz gerekir.
--------------------------------------------------------------------------------
Özbekistan’la sözleşmemiz yok
Ali Bey, Ahıska Türklerindenim ve 23/05/1954 günü Özbekistan’da doğdum. Özbekistan’da 1976-1990 yılları arasında toplam 5112 gün memur olarak çalıştım. Azerbaycan’da 1990-1998 yıllar arasında aralıklı olarak 100 gün işçi olarak çalıştım. Türkiye’de ise 1.11.1998-2007 yıllar arasında toplam 1840 günden beridir SSK’ya bağlı olarak çalıştım ve devam etmekteyim. Acaba Özbekistan’la -Türkiye, Azerbaycan’la-Türkiye arasında emeklilik konusunda anlaşma var mı? Eğer varsa buna göre ne zaman emekli olabilirim? Eğer, anlaşma yoksa, lütfen bana hangi mercilere müracaat ederek yukarıda bahsettiğim Türki Cumhuriyetleri’nde sigortalı olarak çalıştığım günleri Türkiye Cumhuriyeti’nde emekliliğime saydırabilirim. Ramazan Bedir
Beyefendi bu konuda size yol yordam gösterebilmem için öncelikle hangi ülke vatandaşı olduğunuzu bilmem gerekir. Şayet, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı iseniz Özbekistan ile aramızda sosyal güvenlik anlaşması olmadığı için oradaki çalışmalarınızı SSK ile birleştirmeniz mümkün değil, öte yandan Azerbaycan’da geçen çalışmalarınızda T.C. vatandaşı olarak geçmiş ise hizmetlerini buraya getirilir, T.C. vatandaşı olmadan orada çalışmışsınız hizmetleriniz SSK ile birleşmez. Yine T.C. vatandaşı değilken geçen yurtdışı çalışmalarınızı günlüğü 3.5 dolar vererek borçlanma imkanınız da yok. Bu halde iseniz sadece 1998 yılından beri devam edegelen SSK çalışmalarınızda 60 yaşında en az 3600 günle emekli olursunuz.
--------------------------------------------------------------------------------
TSK sivil memurlarından mektup var
TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nde sivil memur olarak görev yapanlardan bir mektup var ve bu mektubu biraz kısaltarak yayınlamayı uygun gördüm. “Bizler Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan devlet memurlarıyız ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapmaktan da gurur duyuyoruz. Yazacaklarımız sakın yanlış anlaşılmasın ama ne yaptıysak dertlerimize ilaç bulamadık üst mercilere iletemedik ya da iletilmedi çok güzel bir ülkede yaşıyoruz lütfen sıkılmadan okuyun. Bizler 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabiyiz ama bu Silahlı Kuvvetlerin içinde tamamen değişiyor. Kısmen 657, kısmen 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri kanuna tabi tutuluyoruz. Bizler ya 657’ye ya da 926’ya tabi olmak istediğimizi üst mercilere ilettik ama hiçbir girişimde bulunulmadı. Maaş alırken 657’ye tabi memur oluyoruz ama ceza alacağımız zaman 926 sayılı Kanun veya Askeri Ceza Kanunları uygulanıyor. Ordu evlerinden ve misafirhanelerden istifade edemeyiz sanki Silahlı Kuvvetler’de görev yapmıyormuş gibi muamele görürüz sadece Ankara’da sivil memurlara ayrı bir orduevi açıldı. Sosyal tesislerden faydalanma hakkımız yok askeri kamplara 5 dakika bile giremiyorsun o zaman sivil olarak görüyorlar askeri kimlik kartı veriliyor ama hiçbir işlevi yok. Hiyerarşi sıralaması yapıldığında da eğitimimiz ne olursa olsun en son sırada yer alıyoruz mesaiye servisle giden arkadaşların burnundan geliyor eğitim durumu yaşı çalışma senesi bakılmaksızın direkt kaldırılıyorlar ve ayakta gidiyorlar yaşlı veya bayan olsan da fark etmez üniformalı biri geldi mi hemen ayağa kalkacaksın. Aynı işi hatta yerine göre daha ağırını yaptığımız halde Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu personeli olduğumuz halde yıpranma da almıyoruz bizlerden sonra işe başlayan bizlerden önce emeklilik hakkını elde ediyor. Bizlere 657 sayılı D.M.K.’na göre ya da askeri iç hizmete göre giyim tarzımızı söylüyorlar şartlara bakmaksızın çalışacağımız yeri gösteriyorlar, gerekirse yüklerin altına giriyoruz ama iş şartları ne olursa olsun bir tek istihkak hakkımız yok. Sanki başka kurumda çalışıyormuş gibi muamele görüyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapan sivil memurların üvey evlat gibi muamele görmesi bizleri çok üzüyor. Maaş avantajımız olsa neyse o da koskoca bir hiç beraber aynı işi yaptığımız arkadaşlar neredeyse maaşta bizi ikiye katlıyorlar kimsenin maaşında gözümüz yok ama bu kadar da olmaz ki. Yazımın başında dediğim gibi sizlere güveniyoruz sizler bizim elimiz, gözümüz, dilimizsiniz sizleri fazla meşgul etmemek için uzatmıyorum adımız sivil memur ama Silahlı Kuvvetler’de sefil memur diye hitap ediyorlar işte bunlar çok dokunuyor, Bizler de bu vatan için varız ve dışlanmak istemiyoruz bu yazdıklarımızı yazılarınızda dile getirirseniz seviniriz,
ilginize şimdiden teşekkür ederiz.”
--------------------------------------------------------------------------------
Arıcı ve Kökbulut da aday
Sosyal Güvenlik Hukuku’nu bilenlerin sayısı ülkemizde iki elin parmaklarını geçmez bunlardan biri ve Ankara’nın bana göre tek sosyal güvenlik hukukçusu Prof. Dr. Kadir Arıcı da milletvekilliği için aday. Çok renkli ve olağan- üstü çabalarla dolu özgeçmişini kendime yol haritası olarak belirlediğim kişilerden biri olan Arıcı, 1956 Eldivan doğumlu olup Öğretmen Okulu’ndan sonra Eğitim Enstitüsü İngilizce bölümünü, Hukuk Fakültesi’ni tamamlamış 1997 yılında da İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku profesörü olmuştur. Köy ilkokulu öğretmenliği, İngilizce öğretmenliği, avukatlık gibi meslekleri icra ettikten sonra yoluna akademik kariyerle devam etmiştir. Öte yandan, 1966 Eğirdir doğumlu eski hesap uzmanı olan İsmail Kökbulut da adaylardan biri, 1987 yılında Hesap Uzmanlığı’na giren, 1999 yılında Antalya Gelirler Bölge Müdürü ardından Turizm Bakanlığı’nda genel müdür ve müsteşarlık görevlerinde bulunmuştur. Halen Bugün Gazetesi’nde köşe yazıları kaleme almaktadır.
--------------------------------------------------------------------------------
Kısa...kısa..
Zafer Dargı- Aynı işgünü primine sahip aynı kazanç tutarı olanlar arasında kamu ve özel sektörden emekli olanlar arasında, maaş bağlanmasında bir fark olmaz. Unutmayınız emekli aylığı hesabında gün sayısından daha önemli olan SSK’ya bildirilen kazanç tutarıdır.
Atıf Yılmaz- Müteveffa eşiniz 01.03.1975 başlangıcıyla 01.03.1980 günü ve sonrasında vefat etmişse 900 günden fazla (1080) günü olduğundan siz ve çocuklarınız dul-yetim aylığı alırsınız. Kasım 2006 ayından itibaren birikmişleri de alırsınız. 01.03.1980 gününden önce vefat etmişse aylık alamazsınız.
Murat Ali Dolu- Kurmuş olduğunuz limited şirketine T.C. Emekli Sandığı emeklisi birisini müdür olarak çalıştırmak üzere müdürlük yetkisi vererek bir şahsı şirketimize ortak yaptığınızdan kendisi her ay Bağ-Kur’a sosyal güvenlik destek primi ödemek zorundadır. Ortak olmadan müdür olsaydı bu kere SSK’ya SGDP ödenmesi lazım gelirdi.
Aycan Kahveci-15 Eylül 2006 günü doğum yapıp, 3 ay ücretli 6 ay ücretsiz izin aldıktan sonra izninizin bittiği 21 Haziran günü işbaşı yapmanız gerekir. Ancak, işvereniniz uygun görürse bu süreyi uzatmam mümkün olabilir.
DÜZELTME VE ÖZÜR
26 Mayıs 2007 günü yayınladığımız yazının başlığı ”SGK sağlık yardımını adaletsiz dağıtıyor” olacakken, “SGK” yerine sehven “SSK” yazılmıştır. Düzeltir özür dileriz.
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
BAĞLANTILAR |
 |
|
--- Gazeteler ---
--- Bankalar ---
--- Diğer Siteler ---
|
|
 |
|
 |
|
|
|